Bir anne-baba için bebeğinin "küçük" doğması, genellikle ilk andan itibaren büyük bir kaygı sebebidir. "Yeterince beslenemedi mi?", "Zayıf mı kalacak?", "Akranlarına yetişebilecek mi?" soruları zihninizi kurcalarken, kendinizi bebeğinizi hızla besleme telaşı içinde bulabilirsiniz.
Ancak dikkat! Düşük doğum ağırlıklı doğan çocuklarda, halk arasında "toparlansın" diye yapılan yanlış müdahaleler, çocuğunuzun ileride obezite, insülin direnci ve metabolik hastalıklar ile boğuşmasına neden olabilir.
Düşük doğum ağırlıklığı (SGA), bir bebeğin anne karnındaki gelişim süreci sonunda, beklenen doğum ağırlığının ve/veya boyunun altında doğmasıdır. Bu bebekler hayata bir adım geride başlamış gibi görünseler de, aslında vücutları bu "kıtlık" durumuna göre programlanmıştır.
Asıl risk tam da burada başlar: Bebeğinizin hücreleri anne karnındaki kısıtlı besine alışmışken, doğar doğmaz aşırı kaloriye maruz kalması vücudunda "metabolik bir şok" yaratır.
Düşük doğum ağırlıklıklı doğan çocukların büyük bir kısmı, ilk iki yıl içinde akranlarını yakalamak için hızla büyürler. Buna "büyümeyi yakalama" denir. Boy uzaması sevindiricidir; ancak kontrolsüz kilo artışı devam ederse, çocuk için gelecekte büyük bir tehlikenin habercisidir.
Unutmayın: Hızlı alınan kilolar, sadece yağ hücrelerini büyütmekle kalmaz; çocuğunuzu daha küçük yaşlarda diyabet ve yüksek tansiyon riskiyle karşı karşıya bırakır.
***"Zayıf Kalmasın" Diye Zorla Yedirmek: Bebeğinizin doyma sinyallerini görmezden gelip tabağı bitirmesi için zorlamak, onun iştah mekanizmasını bozar.
***Yüksek Kalorili Mamalara Kontrolsüz Başlamak: Doktor kontrolü dışında kullanılan protein ve karbonhidrat ağırlıklı takviyeler, yağlanmayı tetikler.
***Büyümeyi Yakalama Sadece Kiloda Aramak: Çocuğun boyu uzamadan sadece kilosunun artması, sağlıklı bir gelişme değil, metabolik bir alarmdır.
Korkmayın, düşük doğum ağırlıklıklı doğmak bir "kader" değil, doğru yönetimle avantaja çevrilebilecek bir durumdur. Yapılması gerekenler:
***Mutlaka Boy ve Kilo Takibi Yapılmalıdır: Düşük doğum ağırlıklıklı doğan çocukların büyüme eğrileri (persentil), çocuk endokrinolojisi uzmanları tarafından titizlikle takip edilmelidir.
***Anne Sütünün Gücüne Güvenin: Anne sütü, düşük doğum ağırlıklıklı doğan bebeklerde obeziteye karşı en büyük kalkandır. Mümkün olduğunca uzun süre anne sütü ile devam edilmelidir.
***Tamamlayıcı Beslenmede "Sağlık" Odaklı Olun: Ek gıdaya geçişte şekerli, unlu ve paketli gıdalardan uzak durulmalıdır. "Kilo alsın" diye verilen bisküvili karışımlar en büyük düşmanıdır.
***Hareket, Hareket, Hareket: Çocuk yürümeye başladığı andan itibaren fiziksel aktiviteyi hayatının bir parçası haline getirilmelidir.
Bebeğin küçük doğmuş olması, onun ileride sağlıksız olacağı anlamına gelmez. Ancak bu süreçte yapılacak en büyük hata, "bir an önce büyüsün" diyerek onu gereksiz kalori yüküne maruz bırakmaktır. Sabırlı, bilinçli ve çocuk endokrinolojisi uzmanı kontrolünde takiple, düşük doğum ağırlıklıklı doğan çocukların da sağlıklı ve dinamik bir yetişkin olması mümkündür.
Çocuğunuzun boyu uzasın, kilosu değil!
Ankara Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Ediz Yeşilkaya olarak vurgulamak isteriz ki; düşük doğum ağırlıklı veya prematüre doğmuş çocuklarda kilo artışını sadece tartıdaki bir rakam olarak görmüyoruz.
Bizim için asıl başarı, kontrolsüz bir kilo artışı değil; boy uzaması, büyüme hızı ve yaşa özgü risk dönemlerinin bir bütün olarak yönetilmesidir. Şunu asla unutmayın: Düşük doğum ağırlığıyla veya prematüre doğmuş olmak bir "kader" değildir. Hatalı beslenme alışkanlıkları ve "toparlansın" baskısıyla tetiklenebilecek obezite, doğru zamanda yapılan tıbbi ölçümler ve bilimsel bir takiple önlenebilir. Gelecekte metabolik hastalıklar ortaya çıkmaması için süreci çocuk endokrinolojisi uzmanı eşliğinde yönetmek, ona verebileceğiniz en büyük hediyedir.
Çocuğunuzun boyu uzasın, geleceği sağlıkla dolsun!