Anne ve babadan duyuyorum: “Doktor bey, çocuğumun rutin kan tahlillerinde kolesterolü normal çıkmıştı, neden hala endişelenmeliyiz diyorsunuz?”
Cevap net ve biraz sarsıcı olabilir: Kolesterol ölçümü önemlidir ancak yeterli değildir. Çünkü standart kolesterol testleri, buzdağının sadece suyun üzerinde kalan kısmıdır.
Özellikle obezite sorunu yaşayan çocuklarda, LDL (kötü kolesterol) rakamları kağıt üzerinde "normal" görünse bile, damar içinde sinsi bir hasar devam ediyor olabilir.
Pek çok ebeveyn damar sertleşmesini 60-70 yaşındaki insanların sorunu sanır. Oysa gerçek sarsıcıdır: Damar sertleşmesi çocuklukta başlar, yetişkinlikte meyve verir.
Damar Sertleşmesi Nedir?
Damarlarınızı esnek, içi pürüzsüz birer su borusu gibi hayal edin. Kan bu borularda rahatça akar. Ancak obezite, kötü beslenme ve genetik yatkınlık (ApoB ve Lp(a) yüksekliği) bu boruların içine yağların ve kirecin birikmesine neden olur. Zamanla damarlar esnekliğini kaybeder, daralır ve sertleşir. Buna “ateroskleroz” denilir.
Damar Sertliği Neden Çok Önemlidir?
Bu süreç çocukta ağrı yapmaz, ateş yapmaz, belirti vermez. Sessiz bir katil gibidir. Çocuklukta başlayan damar sertleşme süreci, damar duvarında kalıcı hasar bırakır. Yani çocuk 15 yaşındayken damarları 40 yaşındaki birinin damarları kadar yaşlanmış olabilir.
Damar Sertleşmesi Neye Neden Olur?
Eğer sinsi damar sertleşmesi süreci çocuklukta fark edilip durdurulmazsa, ileride aşağıdaki ağır tablolar kaçınılmaz hale gelir:
***Erken Yaşta Kalp Krizi: Damarın tamamen tıkanmasıyla kalp kasının ölmesi.
***İnme ve Felç: Beyne giden damarların sertleşip tıkanması sonucu kalıcı sakatlıklar.
***Erken Ölüm Riski: Çocukluk çağında damar sağlığı bozulan bireylerin yetişkinlikte erken ölüm ve ani kalp ölümü riski çok daha yüksektir.
Rutin kontrollerde bakılan LDL, HDL ve Trigliserid değerleri toplam "yağ miktarını" ölçer. Ancak yağların damar duvarına saldırıp saldırmadığını göstermez.
Kritik Soru: Çocuğunuzun kanında ne kadar yağ olduğu mu önemlidir, yoksa o yağın kaç tane "zararlı taşıyıcı" ile damarlarına hücum ettiği mi?
Damar Sertliği İçin En Özel 5 Test:
1. ApoB (Apolipoprotein B): Gerçek Düşman Sayısı
Çocuğunuzun kan tahlilindeki LDL (kötü kolesterol) değerinin 'normal' çıkması, damarlarının tamamen güvende olduğu anlamına gelmez. Standart testler sadece kanın içindeki toplam yağ miktarını ölçer.
Çocuğunuzun kan tahlilindeki LDL (kötü kolesterol) miktarını bir 'yağ yükü' gibi düşünülebilir. Ancak asıl tehlike bu LDL (kötü kolesterol) miktarı değil, o yağı damarlara taşıyan 'saldırgan kurye' sayısıdır.
ApoB, yağı damarlara taşıyan araçların her birinin üzerindeki kimlik kartıdır. Eğer ApoB değeri 90-100 mg/dL üzerinde ise, kolesterol miktarı düşük olsa bile damar sertliğine hazır çok sayıda saldırgan kurye dolaşıyor demektir. Bu durum, gelecekteki bir kalp krizinin veya inmenin temellerinin bugün sessizce atıldığını gösteren gizli bir 'damar yaşlanması' alarmıdır; ancak bu aşamada fark edilmesi, çocuğunuzun ömrünü uzatacak en büyük fırsattır.
2. ApoA1 (Apolipoprotein A1): Damarın Koruyucu Temizlik Ekipleri
Eğer kötü huylu parçacıkları damarları kirleten çöpler olarak görürsek, ApoA1 bu çöpleri toplayıp damarı pırıl pırıl yapan 'belediye temizlik ekibidir.' İyi kolesterol olan HDL'nin gücü, içindeki bu koruyucu proteinin miktarına bağlıdır.
ApoA1 değerinin 120 mg/dL’nin altına düşmesi, çocuğunuzun damar yollarında süpürgesi olmayan, belediye temizlik elemanı kalmamış bir mahalle gibidir; kirlenme kaçınılmaz hale gelir. Yani mesele sadece damarların ne kadar kirlendiği değil, onları temizleyecek bir 'savunma ordusunun' olup olmadığıdır.
ApoA1 değerinin 120 mg/dL’nin altına olması durumunda, çocuğunuzun damarları kendini koruyamaz ve en küçük yağ birikintisi bile kalıcı hasara dönüşebilir.
3. ApoB / ApoA1 Oranı: En Hassas Terazi
ApoB / ApoA1 Oranı, çocuğunuzun damar sağlığının en hassas 'güvenlik dengesidir.' Terazinin bir tarafında damara saldıran kuryeler (ApoB), diğer tarafında damarı temizleyen koruyucu temizlik elemanları (ApoA1) vardır. Eğer bu terazi bozulur ve oran 0,6’nın üzerine çıkarsa, saldırganlar temizlik ekibinden daha güçlü hale gelmiş demektir.
ApoB / ApoA1 oranı 0,6’nın üzerine çıkması, çocuğunuzun hiçbir şikayeti olmasa bile damar sertleşmesi sürecinin sessizce ve derinden başladığını gösterir. Yani kolesterol değerleriniz tek tek normal görünse bile, ApoB / ApoA1 oranı yüksekse çocuğunuzun damarları 'savunmasız' kalmış ve hasar almaya açık hale gelmiştir.
4. Lipoprotein(a) – Lp(a): Genetik ve Sinsi Risk
Lp(a), çocuğunuzun damar sağlığındaki en 'sinsi ve gizli oyuncudur.' Diğer yağların aksine diyetle veya sporla pek değişmez, çünkü tamamen genetik bir mirastır. Bu parçacığı damar duvarına adeta zamk gibi yapışan, özel bir saldırgan olarak düşünebilirsiniz.
Lp(a) değeri 30 mg/dL’nin üzerinde olması, çocuğunuz obez olmasa bile ömür boyu yüksek kalp riski taşıdığı anlamına gelir. Ancak bu bir kader değildir! Bu riski erkenden bilmek, çocuğunuzun hayatı boyunca ekstra dikkatli olmasını sağlayacak ve onu gelecekteki olası kalp krizlerinden koruyacak en güçlü 'koruma kalkanını' bugünden inşa etmemize olanak tanır.
5. Homosistein: Damarı Tahriş Eden "Zımpara"
Homosistein, çocuğunuzun damar sağlığını içten içe bozan bir 'zımpara' gibidir. Genellikle fast-food ağırlıklı beslenme ve B vitamini (B12, Folat) eksikliğiyle yükselen homosistein, damarın o pürüzsüz iç yüzeyini tahriş ederek çizer. Yüzey bir kez pürüzlü hale geldiğinde, kanda dolaşan yağların oraya yapışması ve birikmesi çok daha kolaylaşır.
Homosistein değerinin 10 µmol/L sınırının üzerine çıkması, damarların her an hasar almaya ve tıkanmaya açık hale gelmesi demektir. Bu değeri kontrol altında tutmak, damar duvarını yeniden pürüzsüz hale getirmek ve yağların tutunacağı bir zemin bırakmamak adına hayati bir adımdır.
Laboratuvar kağıdındaki 'normal' yazılarına güvenip konuyu kapatmamalıyız. Eğer çocuğunuzda aşağıdaki durumlardan biri bile varsa, klasik testlerin (Total kolesterol, LDL, HDL ve Trigliserid) kör noktasında kalan riskleri görmek için derinlemesine inceleme yapılması hayati önem taşır:
***Kilo Sorunu Varsa: Vücut Kitle İndeksi (VKİ) %95 persantil ve üzerindeyse, yani çocuğunuz yaşıtlarına göre kiloluysa
***Genetik Miras Alarm Veriyorsa: Ailede (anne, baba, dede veya amca gibi yakın akrabalarda) 55 yaşından önce kalp krizi, stent takılması veya inme (felç) öyküsü varsa
***Metabolizma Sinyal Veriyorsa: Çocuğunuzda insülin direnci veya karaciğer yağlanması gibi 'metabolik yorgunluk' belirtileri saptanmışsa
***Kan Yağları İnatçıysa: Trigliserid değerleri yapılan diyetlere rağmen kronik olarak yüksek seyrediyorsa
Bu durumlar, buzdağının suyun altında kalan kısmının çok daha büyük olabileceğini gösteren ciddi işaretlerdir.
Bu sonuçlar bize "Henüz geç değil, önlem al!" diyen erken uyarı sistemidir. Çocukluk dönemi, damarların henüz tamamen betonlaşmadığı yani sertleşmediği bir evredir.
***Hafif ve Orta Riskte: Yaşam tarzı değişikliği, doğru beslenme ve eksik vitaminlerin (B12, Folat) yerine konmasıyla tabloyu tamamen tersine çevirebiliyoruz.
***Yüksek Riskte: Genetik yük varsa, Çocuk Endokrinoloji takibiyle uzun vadeli bir koruma planı hazırlıyor, süreci profesyonelce yönetiyoruz.
Damar yapısındaki değişimler:
Bir kader değil, bir sonuçtur.
Asıl mesele, çocuğunuzun metabolik dengesini bugünden yeniden kurmaktır.
Panik değil; doğru zamanda, doğru testlerle (ApoB, Lp(a) vb.) yapılacak bilimsel bir takip gerekir.
Unutmayın; yetişkinlikteki kalp krizlerinin temeli çocuklukta atılır. Çocuğunuzun kan tahlilleri 'temiz' gelse de, risk faktörlerini (kilo, hareketsizlik, beslenme) göz ardı etmeyin. Bir çocuk endokrinolojisi uzmanı ile damar sağlığı haritasını çıkarmak, yarınlar için en büyük yatırımdır.
Çocukluk çağında fark edilen damar sertleşmesi süreci:
***Geri dönebilir.
***Damar yapısı kendini onarabilir ve esnekliğini yeniden kazanabilir.
***Çocuğunuz sağlıklı ve uzun bir ömre yeniden yönlenebilir.
Ankara Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Ediz Yeşilkaya olarak; çocuğunuzun kilo fazlalığını, damar sağlığını, büyüme sürecini ve metabolik dengesini bilimsel, planlı ve kişiye özel bir yaklaşımla değerlendirmeyi önemsiyoruz.
Damar sertleşmesi süreci bir kader değildir; doğru zamanda yapılan derinlemesine değerlendirme ve uzman takibi ile durdurulabilir.
Çocuğunuzun kilosu, insülin direnci veya erken damar yaşlanması riskleriyle ilgili aklınıza takılan her konuda size rehberlik etmekten mutluluk duyarız.